I wrote this years ago in my old blog. I’m republishing it here, thinking it would be still relevant to share. I love reading books that could be considered “historical artifacts” in the computer world. They help me understand both previous technologies and how today’s technologies and ideas have been developed. Although many of their... Continue Reading →
macOS’un iç işleyişi hakkında yanlış bilinenler ve mitler
macOS, kullanıcı dostu bir arayüzü UNIX'in güç ve kararlılığıyla birleştiren, hem deneyimli hem de sıradan kullanıcılara hitap eden bir işletim sistemi. Özellikle iOS, iPadOS, tvOS watchOS'in de temelini oluşturduğu için, macOS'in iç işleyişini öğrenmek isteyen çokça meraklısı var. Fakat, bazı sitelerde paylaşılan yazılar ve videolar sıklıkla macOS'un temelini yanlış yansıtan mitleri yayarak, iç yapısını öğrenmek... Continue Reading →
Eski Kitaplar
Bunu yıllar önce eski günlüğümde yazmıştım. Buraya aktarmanın uygun olacağını düşünerek tekrar yayınlıyorum. Bilgisayar dünyası için “tarihi eser” niteliği taşıyacak kitaplar okumayı çok seviyorum. Çünkü hem önceki teknolojileri, hem de günümüz teknolojisine ve fikirlere nasıl ulaşıldığını anlamayı sağlıyorlar. Birçoğunun içeriği güncelliğini yitirmiş gibi görünse de bugünkü teknolojilerin temellerini oluşturan bilgiler içeriyorlar. Bazıları da güncelliğini hiç... Continue Reading →
Myths and misconceptions about the internals of macOS
macOS combines a user-friendly interface with the power and stability of UNIX, making it accessible to both experienced and casual users. However, for those interested in exploring macOS internals, some forum posts, articles, and videos often misrepresent its technical foundation. macOS is based on FreeBSD The most common myth is that macOS is built on... Continue Reading →
Astrofotografiye Başlangıç Maceram
Kendimi bildim bileli gökyüzüne her zaman ilgi duydum. Küçük bir köyde, birçok yıldızın görülebildiği bir gökyüzü altında büyüdüm. Açık bir gecede, eğer sokak lambaları da yanmıyorsa (o zamanlar elektrik kesintileri oldukça yaygındı), Samanyolu’nu çıplak gözle görebilirdim. Yakındaki şehir olan Çanakkale’de taşındığımız evdeki odamın penceresi doğuya bakardı. Birçok kez sabahın erken saatlerine kadar oturup Güneş’ten önce... Continue Reading →